|
Yeni Sürüş Zevkinin Adı;Renault Fluence 1.5 dCi
31 Ocak 2010 Pazar
Bir kere ailece bir yerlere gitmeyi seviyoruz. Hem de kalabalık olarak. Seyahate çıkacağımızda da otomobilin bagajına pek çok şey yüklemeye bayılıyoruz. Normal zamanlarda da, mümkünse işimize yarayabi.. |
|
|
|
|
Bir kere ailece bir yerlere gitmeyi seviyoruz. Hem de kalabalık olarak. Seyahate çıkacağımızda da otomobilin bagajına pek çok şey yüklemeye bayılıyoruz. Normal zamanlarda da, mümkünse işimize yarayabilecek (şezlong filan gibi çok kullanılan şeyler olması da şart değil!) tüm eşyaların elimizin altında bulunmasını, yani bagajda durmasını istiyoruz. Eşya bölmesinin, kesinlikle yolcu bölümüne dahil olmasını da istemiyoruz. Mesela halı saha maçları için otomobilde duran spor ayakkabılar ya da mangal gibi...
İşte Megane Sedan, bu kitle için gerçekten de biçilmiş kaftandı. Nitekim bunu da piyasada kaldığı altı yıl boyunca satışlar listesinin üst sırasında kalmasıyla kanıtladı. Elbette bu başarıyı tekrarlayacak, sevilen bir modelin devamı olacak otomobilin, onun kadar iyi olması gerekiyordu. Renault mühendisleri ve tasarımcıları, bunun için elinden gelen her şeyi yaptı. Üstüne üstlük, ona yepyeni bir isim de verdi: Fluence.
Genelde büyüklerimiz, yeri geldiğinde söylerlerdi "Hay, adınla bin yaşa emi!" diye... Özellikle de isimlerin gerçek anlamını bulduğu zamanlarda...
Tasarımı açısından bakarsanız, adı "akışkan" anlamına gelen Fluence için de benzer bir şeyi söylemek mümkün. Yerini aldığı Megane Sedan'a kıyasla daha yuvarlatılmış hatlara sahip Fluence'ın tasarımını oluşturan çizgiler, önden başlayıp arkaya doğru kesintisiz bir şekilde akıp gidiyor sanki. Megane ailesinden tamamen farklı bir tasarımla şekillenen Fluence'ın ön bölümü hayli kızgın (kim sinirlendirdi bilemiyorum tabii) bakıyor. Bu etkiyi bırakansa, ön tekerleklere kadar uzayan farları ve ince radyatör ızgarası. Bununla birlikte tampondaki geniş havalandırma ızgarası "ham yapmaya hazır" bir görüntü veriyor.
Aracın profiliyse, bana ilginç bir şekilde ilk nesil Megane Sedan'ı hatırlattı. Nitekim geçen yıl Frankfurt Otomobil Fuarı'nda sergilenen elektrikli Fluence konseptinin arka stop lambaları bile en eski Megane Sedan'ınkilerin modern yorumu şeklindeydi. Elbette Fluence, sözünü ettiğim ilk Megane'a göre biraz daha basık duruyor. Ancak bu, kesinlikle iç mekanda oturanlara "daral getirecek" cinsten bir basıklık değil tabii.
Bumerang stili arka stop lambaları, yine mevcut Renault modellerine göre hayli farklı bir görüntü ortaya çıkmasını sağlıyor. Bu arada söylemeden geçemeyeyim, Fluence kesinlikle sportif bir duruşa sahip ve bazı aksesuvarlarla bu hissi kuvvetlendirebilecek potansiyele de sahip. Nitekim Renault tarafından yapılmış örnekleri mevcut. Zira Fluence'ının görüntüsü biraz daha sportif yapmak isteyenler, gerekli aksesuvarları ek bedelle bayilerden de satın alabiliyor.
Fluence, yan aynaların üzerine yerleştirilmiş sinyal lambalarıyla da modaya uymuş bu arada...
Kesinlikle daha cömert
Eh, artık açalım kapıyı ve binelim içine. Zira hava soğuk (bu espri de öyle oldu galiba!) yeterince.
Fluence gerçekten geniş ve ferah bir iç mekana sahip. Kullandığımız araçtaki sunroof, ferahlık etkisini bir kat daha artırıyor tabii. Eskisine göre daha cömert olan diz mesafesi, özellikle arkada oturanlar için daha fazla rahatlık anlamına geliyor. Bunu da, neredeyse abisi sayılan Laguna'ya yaklaşan ebatları sağlıyor. Arka koltuğun ortasındaki açılabilir kol dayama yerinde aynı zamanda iki tane bardak tutucu da bulunuyor. Bu da, daha çok Fluence'ı makam aracı olarak kullananlara yönelik bir durum olsa gerek.
Gösterge paneli ve orta konsol ise, motor ve yürüyen aksam gibi unsurları saymazsak belki de Megane ailesiyle tek ortak yönü. Tabii bir farkla. O fark da, göstergelerin tamamının analog olması. Megane ailesinin HB ve station üyelerinde hız göstergesi dijital çünkü.
Krom çerçeveli göstergeler hayli rahat okunuyor. Yol bilgisayarının benzin göstergesinin hemen üzerine konumlanması da, pek çok bilginin kolayca görülebilmesini sağlamış. Çift renkli ön konsol, ortadan ahşap benzeri bir kaplamayla ayrılıyor. Bu da "akışkanlık" hissi versin diye dalgalı bir şekilde yapılmış. Orta konsoldaysa sadelik hakim olsa da, müzik sistemi ve klima kumandaları yer almakta. Müzik sisteminin bilgileriyse isteğe bağlı alınabilen ve orta konsolun tam üzerinde, cama yakın duran navigasyon ekranından izlenebiliyor. Merak eden olursa, navigasyon Türkçe konuşuyor ve yol gösterme becerisi de hayli başarılı. Üstelik uzaktan kumandayla ayarlanıyor.
Bagaj ise Runault'nun "bonkör" davrandığı yerlerden. Nitekim 530 litrelik hacmiyle, uçsuz bucaksızmış hissi veriyor. Tabii burası abartı... Ancak gerçekten de bu hacim, yabana atılır cinsten değil. Üstelik yükleme eşiğinin alçak olması da büyük kolaylık.
Kıssadan hisseye gelirsek. Bursa'da üretilen en iyi otomobillerden biri olan Fluence, en yüksek donanım seviyeleri dışında makul sayılabilecek fiyatlardan satılıyor. Elbette donanım unsurları arttıkça, bu da etikete yansıyor. Ancak şunu söylemek gerekir ki, Renault, Fluence ile Megane Sedan'ın yerine onun bir, hatta birkaç adım ötesine geçen bir otomobil yaratmış. Bu kesin |
|
  Bu haber hakkındaki yorumlar: |
|
|
| Bu Haber Hakkında Henüz Hiç Yorum Girilmemiş. |
|
|
|
|
|
|
|
|